ALKALİ SU İÇMENİN ÖNEMİ VE SOLE

Vücudumuzda Alkali bir ortam yaratarak sağlıklı olabilmek için alkali beslenme yanında alkali su içmenin de önemi çok büyüktür. Bazı ülkelerde eskiden beri  ve son zamanlarda ülkemizde alkali su içerek yüksek kan basıncından ve yüksek tansiyon hastalığından  kurtulan birçok hasta mevcuttur. Yapılan çalışmalara göre yüksek tansiyon hastası olanların kanlarında aynı zamanda yüksek asidite  bulunmakta olup bu kişilerin belli kurallar çerçevesinde alkali su içerek asiditeyi yok etmeleri durumunda kan basınçları da kendiliğinden düşmektedir. Kanın pH’ı yüksek ise içinde fazla oksijen olduğu da bir gerçektir ki bu durumda kalp aşırı derecede yorulmamaktadır.

Vücuttan atılması gereken artık maddeler asidik yapıya sahip olduklarından bunların vücuttan atılabilmesi için bol miktarda alkali özelliklere sahip su içilmesi gerekmektedir. Ancak doğru özelliklere sahip suyun içilmesi, elde edilecek faydanın da artmasına neden olacaktır. Fakat ülkemizde içme suyu tercihinde maalesef çok bilinçli davranılmamaktadır. Örneğin yumuşak suların daha iyi olduğu konusundaki kanı yaygındır ve sofra suyu adı altında sıfır sertliğe sahip sular satılmakta ve birçok insan tarafından tercih edilmektedir. Oysa EPA tarafından desteklenen ve 9 ülkede yapılan 50’den fazla araştırmanın sonucuna göre yumuşak su içen insanlarda kalp hastalıklarından ölüm oranının sert su içenlere göre % 15-20 daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Bu oran İngiltere’de % 40’lara ulaşmaktadır. ABD’de her yıl gerçekleşen 2 milyon ölüm vakasının yarıdan fazlasının kalp rahatsızlıklarından kaynaklandığı ve içme sularında optimum koşulların sağlanması durumunda kalp hastalıklarından kaynaklanan ölüm oranının ABD’de % 15 oranında düşeceği tahmin edilmektedir.

Taiwan’da yapılan bir araştırmada içmesuyundaki sertlikle bazı kanser  türleri arasındaki ilgi, insanların içtikleri sular uzun yıllar boyunca takip edilerek araştırılmış olup  bazı önemli sonuçlar elde edilmiştir; Sert su içerisinde bulunan kalsiyum ve magnezyum, insanları mide kanserine karşı korumaktadır, yine yumuşak su içme oranı arttıkça kolon kanserine yakalanma riski artmaktadır, araştırmalar yumuşak su içilmesi durumunda rektum kanserinden ölüm oranının arttığını göstermektedir, yine aynı araştırmaya göre; İçmesuyu olarak yumuşak su içilmesi pankreas kanserinden ölme riskini % 37 oranında arttırmaktadır. Sonuç olarak içmesuyu olarak orta sertlikte su ideal olanıdır ve insanları hastalıklara karşı korumaktadır ancak buna rağmen ülkemizde satılan suların neredeyse tamamı maalesef yumuşak sudur. Yani her gün heran tükettiğimiz suyun insan sağlığı  için önemi çok büyüktür.Yine aynı şekilde  içtiğimiz suların pH değerinin de önemi büyüktür, ancak yapılan araştırmalar, ülkemizde içmesuyu olarak satılan birçok suyun asidik özellikler taşımasına rağmen insanlar tarafından bilinçsiz bir şekilde tercih edildiğini göstermektedir, yine araştırmalar göstermektedir ki; Bilinçsiz bir şekilde evlerde içmesuyu temini amacıyla kullanılan arıtma cihazları da ilgisizlik, bakımsızlık yada yanlış tercihler nedeniyle asidik sular üretmeye devam etmektedir.Bu nedenle insanların sağlıklı olabilmesi için içtikleri suyun pH değerine dikkat etmeleri gerekmekte olup, su tercihi yaparken pH değeri 8’in üstünde olanları tercih etmeleri gerekmektedir. pH derecesi 8.5 olan bir bardak alkali su içerisinde 8.5 üzeri 21 adet (-OH) hidroksil iyonu olup bunların hepsi iyonize kalsiyum, magnezyum, sodyum ve potasyum mineralleri ile eşleşmiş haldedir.

Vücutta asiditeyi azaltmak amacıyla yapılması gereken  bir diğer uygulama ise doğal kristal tuzdan hazırlanan Sole’yi düzenli olarak içmektir. Ülkemizde çok değerli doğal tuz rezervleri bulunmaktadır ki bunların başında Çankırı gelmektedir,  bu ilimizde yüksek kaliteli özelliklere haiz doğal kristal tuz üretilmektedir. Bahsedilen doğal kristal tuz cam bir kavanoza konularak üzerini kapatacak şekilde su ilave edilerek 2 saat bekletilmesinin ardından % 26’lık doygunluğa ulaşırki buna Sole denilmektedir. 256 milyon yıl önceki temiz denizlerin o dönemin ekolojik koşullarının etkisi ile aşırı güneş ışınlarıyla kurumuş ve bu güneş enerjisini içerisinde hapsetmiştir. Bu şekilde elde edilen ve pH değeri 9.5 civarında olan Sole’nin düzenli olarak içilmesi halinde hem Dünya’da bulunan 92 elementin yaklaşık 84 adedi bu şekilde  kolayca alınmış olacak hem de vücutta bozulan pH dengesi sağlanmış  olacaktır. Asidik toksinlerin kalıntıları vücudumuzda kalsiyum birikimi, hücre iltihaplanması, mafsal ve kemik bozulmaları, mafsal şişlikleri, vücut ağrıları, tümörler,lenf tıkanıklıkları, aşırı sümüksü madde üretimi, deri ve cilt sorunları, çeşitli alerjiler, üşütmeler, grip, bademcik enfeksiyonu ve görüş kaybı gibi semptomlara neden olabilir.Özellikle  Sole yada alkali su içiminden sonra gaita yoluyla çıkan pis kokuya sahip sümüksü dışkı bedenden atılmakta olan toksinlerin önemli bir göstergesidir.Vücutta artan asidik ortam mantar ve parazitlerden oluşan enfeksiyonların ağırlaşmasına neden olduğu gibi virüs enfeksiyonlarıda asidik artıkların arttığı bedenlerde daha sık oluşmaktadır.Özellikle bağırsaklarda çoğalarak sağlıklı bağırsak florasının bozulmasına neden olan ve bağışıklık sisteminin ciddi bir şekilde bozulmasına neden olan Kandida mantarının da  inanılmaz derecede yaygın olmasının önemli bir nedeni de yine vücutta yaratılan asidik ortamdır.

Vücutta biriken asidik artıkların tamamı her zaman maalesef vücuttan atılamamakta ve yoğun bir şekilde organlarımızın herhangi bir bölümünde birikerek o bölgedeki sağlıklı yapıyı bozmakta ve çevresinde bulunan hücreleri değişime uğratmak suretiyle istenmeyen anormal hücre büyümelerine neden olarak kanser vs. gibi ciddi hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Yazılım ve Hosting: hozzt.com
Yasal uyarı