Dünya Sağlık Örgütüne göre dünya nüfusunun yarısında Gıda İntoleransı bulunuyor. 1 milyar kişide tanısı konmuş Gıda İntoleransı vardır ve WHO bu rakamın 2015'te 2,5 milyara ulaşacağını öngörmektedir.

BESİN İNTOLERANSI (DUYARLILIĞI) NEDİR ?

Besin intoleransı bir bağışıklık sistemi yanıtından ziyade bir sindirim sistemi yanıtıdır. Besindeki bir maddenin kişinin sindirim sistemini tahriş etmesi veya kişinin besini doğru şekilde sindirememesi ya da parçalayamaması sonucunda ortaya çıkar.

Besin intoleransında

1- Reaksiyonlar genellikle gecikir / ertelenir ve semptomların görülmesi birkaç gün alabilir.

2- Aynı anda birkaç farklı besine intoleransınız olabilir.

3- Bireyler, migrenden siskinliğe, diyareye, rehavete ve bir iyi hissetmeme haline kadar çoklu semptomlardan sikayetçi olabilirler.

4- Kanda artmış IgG antikorları saptanabilir.

5- Nüfusun %45 -50 sinde mevcuttur.

Besin alerjisi nedir?

Besine karşı bir bağışıklık sistemi yanıtıdır. Vücudumuz bir besinin içindeki bir maddeye genellikle bir proteine karşı savunma sistemini harekete geçirerek antikorlar oluşturabilir. Bu antikorlar “istilacı” besine karşı savaşa giriştiklerinde alerji belirtileri ortaya çıkar.

Besin Alerjisi;

1- Reaksiyonlar genellikle çabucak görülür, reaktif besinle maruz kaldıktan en fazla 2 saat sonra

2- Reaktif besinin mideye ulaşmasının hemen ardından vücudun IgE immune yanıtı aktive olur.

3- Semptomlar; zor nefes alma, kızarıklık, kabartı, burun akıntısı ve anaflaktik şok olabilir. Bunlar potansiyel yaşamı tehdit edicilerdir.

4- Nüsufun %2,5 unda görülebilir.

Konumuz olan GIDA DUYARLILIĞINA geçmeden bu sorunun bütün dünyada neden son yıllarda çok önemli bir sağlık problemine dönüştüğünü anlamamıza yarayabilecek bazı bilgileri kısaca aktarmak istiyoruz .

İnsanın 1000 yıl öncesinden günümüze kadar genetik kodlarında çok az bir değişiklik olmasına rağmen ilerleyen bölümlerde sizinde anlayacağınız gibi çevresel şartlar ve özellikle de yiyeceklerimiz çok büyük değişimlere uğramıştır,son 50 yıl içerisinde doğal olmayan yollarla işlenmiş ve çeşitli katkılarla oluşturulup satışa sunulmuş gıdalar GIDA DUYARLILIĞININ en önemli nedenlerini oluşturmaktadır.

Gen yapımız ve buna bağlı vucudumuzda gerçekleşen kimyasal reaksiyonlar doğal olmıyan yiyeceklerin tümü ile başa çıkabilecek yeteneğe malesef sahip değildir.

Yapılan araştırmalar ve bilimsel çalışmalar gösteriyorki , genler ve yiyecekler arasındaki bu uyumsuzluk hali, günümüzdeki bir çok rahatsızlığın altında yatan ana hazırlayıcı sebep olarak gözükmektedir. (Bkz . Gıda Güvenliği ve Kontrol Sistemi)

Son yıllarda fazlaca gündeme yerleşmiş ve konuşulan gıda duyarlılığı çoğunlukla alerjik reaksiyonlar ile kıyaslandığı için çok fazla ciddiye alınmamaktadır. Alerji denildiğinde vucutda ani ve gözle görülebilir şikayetler akla geldiği için bir çok kişi ilk duyduğunda böyle bir sorunu olmadığını düşünerek göz ardı edebilmektedir.

Besin duyarlılığı yani intoleransı ile besin alerjisi kesinlikle karıştırılmamalıdır. ALERJİ vucuda giren ama aslında zararsız olan bir maddeye karşı vucudun başlattığı bir savunma reaksiyonudur. Bir alerjinin karakteristik özelliği tepkinin ve buna bağlı belirtilerinin,çiltte kızarıklıklar dudaklarda ve nefes yollarında, boğazda enflamasyon (şişme) ,döküntüler v.b. şeklinde ortaya çıkmasıdır. Burada atlanan ve asıl sorunu yaratan kısım ise GIDA DUYARLILIĞIDIR.

Alerjide reaksiyonlar gıdanın tüketilmesinden kısa bir süre sonra başlar.Halkın çok düşük bir kısmını etkileyen alerjiler bir çok kurumda yürütülen testlerle anlaşılabilir.

Bir çok insan farkında olmasa dahi bazı gıdalara karşı duyarlılık gösterir.

Alerjiler az görülmesine karşılık gıda duyarlılığı' na sık rastlanılır .Besin duyarlılığına bağlı gelişen rahatsızlıklar bazen alerjik tepkilere benzeyebilmelerine rağmen bazen saatler hatta günler sonra ortaya çıkmaktadır.(örneğin buğday süt yumurta v.s.).

Olayın en tehlikeli yönü ise bu maddeler vücuda hergün ve azar azar girdiği için bilinen yoğun alerjik tepkileri anlıyamamamız, yani hiç kimse yıllardır çektiği gaz probleminin her gün yediği buğdaydan kaynaklandığını düşünmez. Çünki yediğinde hemen ardından kaşıntı v.s. olmamaktadır. Kısaca her gün yediğimiz ve çok sevdiğimiz bir gıda yıllardır çektiğimiz bir sağlık probleminin baş sebebi olabilir.

Bahsettiğimiz Gıda Duyarlılığı gecikmeli reaksiyon gösteren IgG' ye bağlı Tip 3 yada Tip 4 alerjisidir ve kesinlikle tipik alerji olarak bilinen IgE' ye bağlı olan Tip 1 Alerji ile karıştırılmamalıdır. IgE'nin varlığı iyi belirlenmiştir ve histamin salınımı nedeni ile semptomların hemen başladığı bir atopik tepkiyi temsil eder.

Tip1 alerjisi çok az olsada, Tip3 gıda duyarlılığı na sık rastlanılır.

 

İmmün sistemin özelliği, (edinilmiş immün sistem, ömür boyu gelişmektedir) antikorun, sadece spesifik antijenler tarafından tanınabilir olmasıdır. Böylece immün sistemimiz, yapısal olarak tamamen farklı olan ve spesifik antijenlere bağlanabilen binlerce antikor üretebilir. Bİr antijen organizmaya girdiğinde uygun antikor ona bağlanır. Bu şekilde antijenler immün sisteminin diğer hücreleri tarafından da fark edilebilir. Antijenler ile antikorların birleşmesine "immün kompleks" denmektedir. İmmün kompleksleri tanıyan hücreler, mediyatörler salarak diğer İmmün hücrelerini kendine çekmektedir. Böylece otomatik hareket eden bir reaksiyon zinciri oluşmaktadır. Reaksiyonun sonunda immün kompleks fagositler tarafından yok edilmektedir. Aynı mekanizma Gıda Intoleransında da oluşur. Bİr farkla, antikorlar kendisi ile örtüşen yapısından dolayı spesifik bir gıdaya bağlanır.

Besin maddeleri yenilmeye devam edildiği sürece de bu otomatik hareket zinciri durdurulamaz. Vücuda zarar verse dahi immün reaksiyon sistemi kaçınılmaz olarak görevine devam etmektedir. Eğer bir gıdaya karşı vücudumuzun bağışıklık konusunda problemi varsa, antikor dediğimiz G tipi globulinleri oluşturmaya başlar.

Belirli gıdalara karşı duyarlı olmamızın birden fazla nedeni olabilir. Bu nedenler arasında gıdaların üretilme/saklanma şekilleri, tek yönlü yeme alışkanlıklarımız, stres, çevresel etkiler, alkol, bir şekilde aldığımız toksik maddeler sayılabilir.

Günlük hayattaki koşturmamız'da bizim hayatımızı kolaylaştırmak amacı ile yaratılmış bir sektör. ilk bakışta faydalı imiş gibi görünen, zaman kazandırdığı için kurtarıcımızmış gibi piyasaya sürülen gıdalar, aslında yavaş yavaş bedeni tüketmekte ve fark ettirmeden sorunlara zemin hazırlamakta. Uzun süre dayanması için içerisine konulan her katkı maddesi kimyasal olarak gıdaya farklı bir kimlik kazandırıyor. Zararlı katkı maddeleri bedeni yıpratarak tahammülsüz bir hale getirirken kimliği değişmiş gıda maddesi tanınamadığı için vücud tarafından redediliyor.

İlk aşama sindirilememesi..Bu aşamada gaz ,şişkinlik,sıkışma kramplar v.s . tepkiler oluşuyor. Sindirim sistemi bağışıklık sistemimizin en büyük parçasıdır. Burada oluşan aksama zincirleme bir tepki sürecinde sinir sistemine kadar bedenin etkilenmesine yol açıyor.

Besinler vücudumuza ağız yolundan alınmaya başladıkları andan itibaren sindirim başlamış olur. Kabaca ağız, mide ve bağırsaklar yoluyla sindirilecek besinler organ asitleri ve enzimler aracılığıyla hücrelerimizin kullanabileceği proteinlere kadar parçalanırlar. Besinlerdeki proteinler, bu ayrışma sırasında daha küçük parçalara yani aminoasitlere kadar bölünürler ve kana karışırlar.

Sindirim döngüsünde bir bozukluk olursa; vücudumuzda çeşitli enzimlerin olmayışı veya düzgün çalışmaması, bağırsak flora bozuklukları, asit salınımı bozuklukları gibi durumlarda besinlerin parçalanma ve kullanımında bozukluklar meydana gelir. Vücudumuz doğru parçalanamayan bu besinlere yabancı madde muamelesi yaparak savunma sistemini harekete geçirir ve vücutta enflamasyon oluşur, yan etkiler belirmeye başlar. Yükselen CRP değerleri en başta halsizlik, metabolizma yavaşlaması, bağırsak problemleri (IBS, konstipasyon, diyare ....) gibi semptomlara yol açar. Kişinin aynı gıdayı düzenli tüketmesi durumunda birçok kronik hastalık gelişmeye başlar.

Tekrar hatırlatmakta yarar görüyoruz .

Beden bir kez tahammülsüz hale geldiğinde yıllardır yerken bir sorun yaşamadığımız başka başka gıdalarda duyarlılık kazanmaya başlıyabilir .Tablonun asıl tehlikeli kısmı bunun hissettirmeden sinsi sinsi büyüyor olması.

GEN YAPIMIZ VE BUNA BAĞLI VÜCUDUMUZDA GERÇEKLEŞEN KİMYASAL REAKSİYONLAR DOĞAL OLMIYAN YİYECEKLERİMİZİN TÜMÜ İLE BAŞA ÇIKABİLECEK YETENEĞE SAHİP DEĞİLDİR.

Gıda İntoleransı birçok hastalığa neden olabilir. Başlıcaları:

  • şişmanlık,
  • obezite kilo verememe
  • migren
  • sivilce
  • vücutta şişlikler
  • gaz, şişkinlik
  • kronik yorgunluk
  • kabızlık
  • bazı çilt hastalıkları (egzema)
  • Kronik demir eksikliği
  • IBS
  • Hipertansiyon
  • Tip 2 Diabet
  • Astım
  • Depresyon

Bütün bu hastalıkların ve daha fazlasının ortak nedeni kronik enflamasyondur Uzmanlara göre, gıda intoloransı ile bazı sağlık sorunlarını arasında doğrudan ilişki vardır .

Ayrıca bazı romatizmal hastalıklar,astım, ishal , mide krampları, uyku bozuklukları, baş ağrısı gibi rahatsızlıklar da görülebilir.

Barsak hastalıkları olan,Crohn hastalığı, gibi problemler de ortaya çıkabilir.

Bir gıdaya karşı alerji veya intolerans olma olasılığının en iyi tahminlerinden biri ailenin tarihidir. Alerjili (atopik) ebeveynlerin çocukları muhtemel risk altındadırlar. Alerjik ebeveynlerin çocuklarında gıda alerjisi görülme riski daha fazladır. Bir ebeveyninde gıda alerjisi olan bebeklerde gıda alerjisi görülme riski, alerjik olmayan ebeveynlerin bebeklerinde gıda alerjisi görülme riskinin iki katıdır. Eğer hem anne hem de babada gıda alerjisi varsa risk 6 kat artar. Alerjilerle ilgili ailelerden olan bebeklerin, anne sütüyle beslenmesi halinde 4-6 ay içerisinde alerjiye karşı bir miktar koruma kazanabilir

İnsanlar hangi çeşit gıdalara karşı alerji olurlar?

Yetişkinlerde alerjik reaksiyonlara neden olan en bilinen gıdalar karides, kerevit, ıstakoz ve yengeç gibi kabuklular, fıstık, fındık, ceviz, balık ve yumurtadır. Küçük çocuklarda alerjik reaksiyonlara neden olan en bilindik gıdalar süt, yumurta, buğday ve fıstıktır.

Yetişkinler genelde alerjilerden kurtulamazlar fakat çocuklar bazen kurtulabilirler. Süt ve soyaya karşı olan reaksiyonlardan, fıstık, balık ve karidese karşı olan reaksiyonlara göre daha kolay kurtulurlar. Fıstık ve kabuklu deniz hayvanlarına karşı olan alerji ilk maruz kalmadan sonraki tüketimlerde ciddi reaksiyonlara sebep olabilir.

İnsanlar sık sık yedikleri gıdalara genellikle tepki gösterirler. Örneğin Japonya'da, pirinç alerjisi yaygındır. İskandinavya ülkelerinde morina balığı alerji vakaları yaygındır.

Gıda intoleransı, bir gıda yada gıda bileşeni tarafından tetiklenen vücudun gösterdiği ters tepkidir. Örnek olarak laktoz intoleransı verilebilir. Bağışıklık sistemini kapsamazlar. Bu reaksiyonlar sindirilemeyen veya emilemeyen gıda yada gıda bileşenlerinden dolayı meydana gelmektedir.

Örneğin, laktoz intoleransına sahip kişilerin sütteki laktoz şekerini sindirecek laktaz enzimleri bulunmamaktadır. Dünyadaki yetişkin insanların %50'sinde görülen ve en bilinen gıda intoleransıdır.

Bazı kişiler de lezzet artırıcılar veya koruyucular (sülfit) gibi katkı maddelerine karşı intoleransa sahiptirler.

Yazılım ve Hosting: hozzt.com
Yasal uyarı